SON DAKİKA

25 bin kişi organ bekliyor

Türk Nefroloji Derneğinin rakamlarına göre günde 26 son dönem böbrek hastası, diyalizde böbrek beklerken kaybediliyor. Oysa organ bağışı ile bu hastaları kurtarmak ve hayatlarına normal şekilde devam etmelerini sağlamak mümkün

Bu haber 02 Kasım 2017 - 8:38 'de eklendi ve kez görüntülendi.

ZİYNETİ KOCABIYIK

Kendisi için gerekli olan organ bulunamadığı için ülkemizde her yıl binlerce insan hayatını kaybediyor. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Organ, Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığından aldığımız 2017 verilerine göre böbrek bekleme listesinde 21 bin 569, karaciğer bekleme listesinde 2084, kalp bekleme listesinde, 923, pankreas bekleme listesinde 282, akciğer bekleme listesinde 59 kişi bulunuyor. İnce bağırsak, kalp kapağı, kornea gibi nakledilebilen organlar da eklenince ülkemizde an itibari ile 24 bin 935 kişi organ bekliyor.

Buna karşılık bütün farkındalık çalışmalarına rağmen gönüllü bağışçı sayısı geçtiğimiz yıla oranla az da olsa bir düşüş gösteriyor. 2016’da 73 bin 714 olan toplam sayı, 2017’nin ilk 10 ayında 54.938.

CANLIDAN NAKİLDE DÜNYA ŞAMPİYONUYUZ

Türkiye organ nakillerinde hem tıbbi açıdan hem de bakım açısından dünyanın birçok ülkesinden çok daha ileri noktalarda. Organ nakil sayısı dünyayla kıyaslandığında düşük olmasına karşın canlıdan yapılan nakillerde neredeyse dünya şampiyonu. Canlıdan hem karaciğer hem de böbrek naklilerinde Kore ve Japonya ile başa baş yarışıyoruz. Bunun en önemli sebebi Türkiye’de beyin ölümüne bağlı organ bağışı oranları son derece düşük olması. 2016 yılında 1998 beyin ölümü tespit edilirken 1430 beyin ölümü vakasında aile organ nakline izin vermemiş. 2017 rakamları 1662 beyin ölümü tespitinde sadece 459 aile organ nakline izin vermiş.

GÜNDE 26 HASTA DİYALİZDE KAYBEDİLİYOR

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de organ ihtiyacı olan hastalar içinde en büyük grubu böbrek yetmezliği hastaları oluşturuyor. Bunun en önemli sebebi toplumda hipertansiyon, diyabet ve şişmanlığın giderek artması. Türk Nefroloji Derneğinin 2015 yılı rakamlarına göre günde 26 diyaliz hastasının böbrek beklerken kaybedildiğini söyleyen Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Medikal Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, “Bu, yılda yaklaşık olarak 9 bin 600 kişi anlamına geliyor. Geçen yıl böbrek yetmezliği ile başvuran insanların yüzde 90’ı diyalize alınırken ancak yüzde 10’u organ nakli şansı bulabilmiş. Halbuki organ nakli yapabilseydik bu yılda 9600 insanımızın önemli bir bölümünü kaybetmemiş olacaktık” dedi.

İKİZ BEBEK DOĞURANLAR VAR

Nakil olan hastanın hayatına sağlıklı kişiler gibi devam edebildiğini söyleyen Prof. Dr. Tuncer “Diyaliz son dönem böbrek hastaları için hayatı devam ettirmeye yarayan hayati bir tedavi yöntemi. Ancak Haftanın belirli günlerinde hastaların diyalize girmek zorunda kalmaları hem sosyal hayatlarını, hem de hayat kalitelerini bozuyor. Ben ağustos ayında memleketine gittiği için diyalize giremeyen ve günde 2 bardak su ile idare eden hastalar biliyorum. Oysa hastalar nakil sonrasında hayatlarına normal şekilde devam edebiliyor. Nakil olup ikiz çocuk doğuran hastalarım bile var” dedi.

AİLELER DE ORGAN VERMELİ

Organ bağışı oranlarının düşük olmasında kadavradan bağışların az olmasının önemli bir rolü olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tuncer, “Hem kadavradan organ bağışı oranlarını hem de ailelerin yakınlarına organ bağışını artırmamız gerekiyor” diye konuştu

BÖBREK NAKLİNİN VERİCİYE ZARARI YOK

Prof. Dr. Murat Tuncer: Böbrek naklinde vericinin herhangi bir hayati tehlikesi yok. Çünkü tek böbrekle iki böbrek arasında fonksiyon açısından bir fark bulunmuyor. Ameliyatlarda vericiyi 1 günde, hastayı ise 3 günde taburcu ediyoruz. Verici, sonraki hayatına hiçbir ilaç kullanmadan ve kısıtlama olmadan devam edebiliyor.

BÖBREK NAKLİ SON ÇARE OLARAK DÜŞÜNÜLMESİN

Hiç diyalize girmeden yapılan böbrek naklinin daha başarılı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Tuncer, son dönem böbrek hastalıkları konusundaki yanlış bir algıya da dikkat çekiyor. Ülkemizde böbrek naklinin, diyalizden sonra hiçbir çare kalmadığında başvurulan bir yöntem olarak düşünüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Tuncer, “En iyi organ nakli diyalize hiç girmeden yapılandır. Diyaliz süresi ne kadar uzarsa organ naklinin başarısı o oranda düşer. Diyalize giren böbrek hastası 1 yaşıyorsa, organ naklinde bu süre 4 kat uzuyor. Eğer hasta hiç diyalize girmemişse bu süre daha da uzun oluyor” dedi. Türkiye’de diyalize girmeden organ nakline giden böbrek hastası oranının yüzde 8 civarında olduğunu ve oranın artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuncer, bu rakamların artırılmasının hasta ve hasta yakınının eğitimi ile yakından ilgili olduğunu belirterek, “Bir hasta diyalize gittikten sonra artık organ nakli ile ilgili olarak bilgilendirmek için ona ulaşmak mümkün olmuyor. Bu yüzden diyalizden önce organ nakli tercihi mutlaka bilgilendirilerek hastaya sunulmalıdır” dedi.

Gaziantepli Şahin Murat Oğur 29 yaşında. Türkiye’nin yetiştirdiği yetenekli genç beyinlerden biri. İnönü Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü dereceyle bitirdikten sonra bursla önce İsviçre’ye sonra Amerika’ya gitmiş. Ardından Almanya’da akademik kariyer yapmaya karar vermiş. Ta ki, bundan 1 yıl önce burun kanaması şikayetiyle hastaneye gidene kadar. Oğur, o süreci şöyle anlatıyor: Haftada 2 gün en az 20 kilometre koşuyor, her yere bisikletle gidiyordum. Hiçbir sağlık problemim yoktu. Hastanede yüksek tansiyona bağlı son dönem böbrek yetmezliği teşhisi koydular ve diyalize girmem gerektiğini söylediler. Oysa ben 2 hafta öncesine kadar aktif spor yapan eğitimine devam eden normal hayatı olan bir insandım. Böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. 1 yıl boyunca Almanya’da önce ev hemodiyalizi sonra hemodiyaliz denediler. Defalarca yanlış kateter taktılar. Kalp ritim bozukluğu yaşadım. Haftada 3 gün 5 saat boyunca diyalize girmem gerekiyordu. Bu durum bütün hayat ve kariyer planlarımı alt üst etmişti.

Diyalizden kurtulmak için organ nakli olmaya karar veren Oğur’a annesi böbrek vermiş. Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezinde geçirdiği bir operasyonla hayata bağlanan Oğur, kariyerine devam etmek istediğini söyleyerek “Bundan sonraki hedefim yenilenebilir enerjilerle ve özel olarak ilgilendiğim kuantum fiziği ile ilgili çalışmalarımı sürdürmek. En kısa zamanda Türkiye’ye dönerek, ekonomimize çok katkı sağlayacağını düşündüğüm güneş panelleri ile ilgili projeler geliştirmek istiyorum” diyor. Oğur ayrıca “Türk insanı Avrupa’daki herşeyin daha iyi olduğunu düşünür. Oysa ben son 1 yılda sağlığımla ilişkili yaşadığım olaylar ve Türkiye’deki şartları karşılaştırdığımda, ülkemde sağlığın Avrupa’yı çok geride bıraktığını gördüm” diyor.

Kardeşi can oldu

Böbrek hastalığı ile 12 yıl mücadele eden 45 yaşındaki Rizeli Tevfik Topçu’nun şifası da kendisinden 1 yaş büyük ağabeyinden gelmiş. Yüksek tansiyona bağlı böbrek hastalığı olan Topçu geçtiğimiz kurban bayramından sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılmış. Burada böbrek değerlerinin artık durumu idare edemeyecek kadar kötüleştiği ortaya çıkınca hemen diyalize alınmış. 1 ay diyaliz tedavisi gören kardeşinin haftada 3 gün hastaneye giderek makineye girmesine ve diyaliz işleminden sonra fenalaşmasına dayanamayan ağabeyi 46 yaşındaki Salim

Topçu, hiç düşünmeden bıçak altına yatmış. Ağabeyinden aldığı böbrekle diyalizden kurtulan Tevfik Topçu “Biz 7 kardeşiz. Benden başka ailede böbrek hastası olan kimse yok. Çok kardeş olmanın avantajını yaşıyorum. Allah ağabeyimden razı olsun. Onun sayesinde sağlığıma kavuştum. Adeta yeniden doğmuş gibiyim” diyor. Laporoskopik yöntemle böbreği alınan Salim Topçu “Doktorlar da bundan sonra hayatıma eskisi gibi devam edebileceğimi söylediler. Kardeşimin ızdırabını dindirmiş olmak her şeye değer” diye konuşuyor.

Türkiye

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

yorumunuz

wpDiscuz