Güvenlik soruşturması kanundaki Anayasaya Aykırılık durumlarına dair muhalefet şerhleri » Kamu BilgiKamu Bilgi

9 Mayıs 2021 - 00:31

Güvenlik soruşturması kanundaki Anayasaya Aykırılık durumlarına dair muhalefet şerhleri

Resmi Gazetede yayımlanan 7315 sayılı Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hakkında kanunun TBMM’deki görüşmeler sırasında, milletvekillerinin yazdığı muhalefet şerhleri.

Güvenlik soruşturması kanundaki Anayasaya Aykırılık durumlarına dair muhalefet şerhleri
Son Güncelleme :

18 Nisan 2021 - 2:06

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Hakkındaki 7315 sayılı Kanun, 17 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. Kanun genel olarak kamuya girişlerde arşiv araştırması yapılmasını, 14 unvana atanmada ise güvenlik soruşturması yapılmasını öngörmektedir.

Bununla birlikte meclis komitelerinde, en çok eleştiri konusu yapılan, kişinin eşi ve birinci derece kan ve sıhri hısımlarının da soruşturmaya dahil edileceği yönünde olan düzenleme, TBMM Genel Heyetinde, metninden çıkarılmıştır.

Özellikle arşiv araştırması kısmında, takipsizlikle, beraatla ve HAGB ile sonuçlanmış bahislerin, talepte bulunan kamu kurumlarına bildirilecek olması ciddi sorunlar teşkil edecektir.

Aşağıda yer alan muhalefet şerhlerindeki riskler hala geçerliliğini yitirmiş değildir.

Teklifin 4’üncü maddesi Maddeyle, arşiv araştırmasının kapsamı belirlenmiştir. Arşiv araştırması;

• Kişinin adli sicil kaydının

• Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının

• Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının

• Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme karartan ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar (CMK 171/5) ve hükmün açıklamasının geri bırakılması kararları (CMK 231/13) ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların

• Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının mevcut kayıtlardan tespit edilmesi olarak tanımlanmıştır.


Arşiv araştırmasının memuriyet ve kamu görevine atamaların tümünde geçerli olacağı dikkate alındığında, bu araştırma türünün hangi kapsamda gerçekleştirileceği hususu büyük önem taşımaktadır.
Teklifte belirlenen kriterlerden; adli sicil kaydı ve hakkında kesinleşmiş memuriyetten çıkarılma cezasının olup olmadığı kriterleri yerindedir.


Buna karşın; ölçüt kataloğuna, kişi hakkında verilen HAGB kararı veya sonuçlanmış soruşturma veya kovuşturma kapsamındaki olguların dahil edilmesi sorunludur. Zira; kovuşturma neticesinde bir mahkumiyet gerçekleşmesi durumunda, bu durum adli sicil kaydında görülecektir. Fakat takipsizlikle sonuçlanmış bir soruşturmanın, beraat kararı verilen bir kovuşturmanın veya kişi hakkında verilen HAGB kararına ilişkin bilgilerin paylaşılması meşru bir amaca hizmet etmemektedir. Adli süreçlere ilişkin olup da kesinleşmiş mahkumiyete yol açmamış olguların dikkate alınması, kişi hakkında zan oluşturma ihtimali yaratacağı gibi masumiyet karinesini de ihlal riski vardır. Geçmişte muhakeme konusu olmuş olguları, arşiv araştırması değerlendirme komisyonu da ikinci bir mahkeme olarak ayrı bir değerlendirmeye mi tabi tutacaktır? Bu tür durumların, AYM’nin Turgut Duman başvuruna ilişkin kararında olduğu gibi, masumiyet karinesinin ihlal edileceği durumlara sebebiyet verebileceği öngörülebilir. AYM, yukarıda anılan Fatih Saraman başvurusuna ilişkin olarak verdiği kararda, ilgili ihtilaflı düzenlemedeki şu eksikliklere ayrıca dikkat çekmiştir;

• Kişilerin geçmiş ceza mahkumiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevine girmeye engel olduğu konusunda hiçbir belirleme, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme yapılmadığı,

• Kişilerin on sekiz yaşından önce işlediği suçlara dair kayıtların güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olup olmayacağı konusunda hiçbir belirleme, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme yapılmadığı,

• Aynı şekilde 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar işlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca kesinleşmiş mahkûmiyet niteliğinde sayılmayan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların da güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasının bir sebebi olup olmayacağı hususunda hiçbir düzenlemeye yer verilmediği.
Belirtilen bu kriterler açısından kanun teklifinde hala belirsizlikler mevcuttur.

Kanun koyucunun, salt “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının güvenlik soruşturması ve/ve ya arşiv araştırmasında dikkate alınacak bilgiler arasında yer alacağını düzenlemesi, kendi başına Anayasa’ya uygunluğun sağlandığı anlamına gelmemektedir. Zira bu durum, Turgut Duman Başvurusunda olduğu gibi, “masumiyet karinesinin” ihlali sonucunu yine doğurabilir.


Kişi hakkında tahdit bulunması hukuki bir kayıt olmayıp, bunun ne şekilde dikkate alınacağı belirsizdir. İdari kararlara konulan kayıtların arşiv araştırması konusu olması, Anayasa’ya çoklu aykırılık teşkil etmektedir.
Polis tarafından halen aranıp aranmama koşulunun doğrudan sayılmış olma sebebi de arşiv araştırması açısından anlamlandırılamamaktadır. Belirsiz ve suistimallere sebebiyet verecek kriterler, teklifi AYM içtihatlarına uygun hale getirmemektedir.

Teklifin birçok maddesinde olduğu gibi bu maddede de “olgu” kelimesi kullanılmıştır. Anayasa Mahkemesi içtihadı ve idare mahkemelerinin kararlarında geçen “somut olgu” ibaresinin bu şekilde karşılanmaya çalışıldığı görülmektedir. Kelimenin tek başına belirtilmiş olması, düzenlemeyi içtihatlara uygun hale getirmemekte; aksine, bir belirsizlik alanı yaratmaktadır.

Teklifin 12’nci maddesi Maddeyle Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenecek alanlar belirlenmiştir. Yönetmeliğe bırakılan alanlar, şunlardır:

• Devletin güvenliğinin, ulusun varlığının ve bütünlüğünün, iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği türden bilgi ve belgelerin tespiti,

• Gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti,

• Birim ve kısımların tanımının yapılması,

Teklifin 7’nci maddesi Maddeyle değerlendirme komisyonuna ilişkin konular düzenlenmiştir. Komisyonun; ilgili kurum ve kuruluşlarda en üst amirin görevlendireceği en az üç kişiden oluşması, nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak üst amire sunması öngörülmektedir. İstenmesi halinde bu kayıtlarının mahkemelere sunulabilmesi düzenlenmiştir.


Değerlendirme komisyonunda yer alacak bu üç kişinin kurumun hangi birimlerinden olacağı gibi hususlar tamamen belirsizdir. Değerlendirme komisyonunun oluşum; denetim, yönetim ve hukuk birimlerinden birer temsilciyi içerecek şekilde kanun kapsamında ifade edilerek, somut bir hale getirilebilir, öte yandan; çalışma usul ve esasları yönetmeliğe bırakılan komisyonun değerlendirmelerine karşı itiraz mekanizması getirilmemiştir. Komisyonun, kişiler hakkındaki HAGB kararı veya soruşturma konusu olmuş olguları hangi kriterlerle nasıl değerlendireceği gibi belirsiz noktalar mevcuttur.


Değerlendirme komisyonunu idarenin keyfîliğine bırakan bu haliyle ve kamu hizmetine alım usulünde bir kurumdan diğerine yaratacağı nesnel bir izahı bulunmayan arklılıklarla; Anayasa’nın 2’nci maddesinde düzenlenen ve hukuki belirlilik ve güvenlik alt ilkelerini içeren hukuk devleti ilkesine; Anayasa’nın 70’inci maddesinin Vinci fıkrasının tanımladığı kamu hizmetine girme hakkına; Anayasa’nın 70’inci maddesinin 2’nci fıkrasının öngördüğü, hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırımın gözetlemeyeceği kuralına ve Anayasa nın 13’üncü maddesinin temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği ilkesine aykırıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 220)

YORUM YAP

Subscribe
Bildir
guest

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments